Açılın mühendis war! (16 Ağustos 2008)
15 ağustosta sonuçların açıklanacağını biliyordum ancak önceki
gece yine her zamanki gibi geç yattım. Daha doğrusu saat 1'e kadar
filan tv ile filan oyalandım. Sonrada çekildim odama aldım psp'yi,
"JackAss" diye bir oyun bulmuştum bi ara ona kaptırdım sonra baktım
saat 3'ü geçiyor. 5-10 dakika pcye baktım, balıklara baktım
(yaşıyolar mı diye) telefonun alarmını 9:20'ye kurdum yattım. İnsan
kendini sabah kalkıcam diye programladı mı gerçekten kalkıyor. Ben
biraz abarttım ki saat 5 te filan uyandım. Sonra yine yarım saat
arayla uyumaya başladım. Saat 9:15 de alarmdan önce kalktım.
Bilgisayar zaten geceleri açık hemen bi ösym sitesine bakayım dedim
direk tc kimlik girin yazınca dedim şakamı nedir bu :) Anında
ezberden yazdım çat diye sonuç karşımda.
Direk alıntı yapıyorum;
<kode>
ATILIM ÜNİVERSİTESİ (ANKARA) - ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ
</kode bitti yani>
Fazlada söylenecek birşey yok galiba gidicez görücez inşallah
beklediğim gibi bir okuldur. Tercih Sırası: 17; Zaten ilk 15
tercihin olmayacağı kesindi. 5 tane filan bunlar olabilir dediğim
vardı onlardan biri de atılımdı. 1 eylül - 8 eylül arasında kayıtlar
varmış. Bugün dershaneye de uğradım akşama doğru. Bir kaç
hocayla konuşup eğitim sistemi ile ilgili görüşlerini dinledim :D
Baya bir zamandır yazı yazmıyordum siteye en azından 8.8.8'den beri
birşey yazmadım. Bu bloğunda ya tasarımını değişeceğim yada yeni bi
kodlama yapacağım. Bakalım biraz zamanım olursa onları da
halledeceğim. Şu an masamın üstünde 1cm2
(ulan bu fp de kare yapmak ne kadar zormuş alan birimi işte anlayın)
bile yer yok. Kısaca tarif edeyim sağda; öss sonuç belgesi (şu
postayla gelen), hemen yanında okulda kazananların listesi (70
kişilik), masanın ortalarında; yaklaşık olarak 15 tane boş dvd(dizi
ve filmler için hazırda), onun hemen önünde saatim, kalın faber
kalem ve psp (pleysteşın portabıl), masanın sol tarafında ise; el
çantam, iki tane kpss kitabı (en kalınından), tercih klavuzu,
migroskop (migros ağustos ürün katoloğu), elektrik-elektronik müh.
derslerinin ne olduğunu anlatan bir yazıcı çıktısı, hemen önünde
şeytanın fısıldadıkları kitabı (yazarı emre yılmaz diye bi adam
olduğu için aldım panik yapmayın) ne kadarda kalabalıkmış ama :)
Bu arada üniversitenin gideceğim bölümü ile ilgili yaptığım
araştırmada 3/37 kız erkek oranı mevcut :) İnşallah bu sene oranın
tam tersi olur 37/3 ?? gibi birşeyler :P
08.08.08 Çılıgınlığı (08 Ağustos 2008)
Aslında çok da güzel bir şey, hatırlanması kolay bir tarih
olduğunda herkes evliliklerini, doğumlarını bu tarihe ayarlıyor.
Şimdi gördüm ki bu tarih sadece evlilik ve doğumlarda kullanılmıyor.
Öyle ki 08.08.2008 itibari ile gürcistan rusyaya savaşı başlamış. Ve
demin okuduğum habere göre 3 saatlik ateşkes ilan edilmiş. Bu ne ya
zaman geçtikçe ateşkeslerin süresi de mi kısalıyor ne? İleride 5-10
dakikalık ateşkesler duyabiliriz sanırım.
Bu tarihin bana en şansız yanı da bugün ehliyeti almama rağmen
sürücü belgemde veriliş tarihi olarak 07.08.2008 yazıyor. Evrakları
dün teslim ettim diye olmuş olabilir bu. E tabiki bizim doğumumuz
geçti doğum tarihimizi değil ehliyet tarihimizi ayarlayabiliyoruz
sadece. Bir diğer şansızlığı da böyle bir tarihte evlenmek içinde
pek varktimin olmaması yani en son şansımız 12.12.2012 olduğunu
varsayarsam yaklaşık olarak 4 yılım var :) bu da imkansız gibi
birşey.
İnternet, Tercih, Ehliyet; Üçü Bir Arada (04 Ağustos 2008)
Bu metin de ayın ilk yazısı olma özelliği taşıyor. Aslında bu 4
günde az şeyde yaşamadım. Biliyorunuz ki internete yaz boyunca bir
ara vermiştim ve teknolojiden uzak kalıp kafamı dinliyordum. Son
günlerde ise yeniden bir projeyi hayata geçirdik. Aslında bir proje
değil zamanında üzerinde çalıştığım, başarılı olmuş fakat zaman
ayıramadığımdan bitme aşamasına gelmiş bir fikirdi. Her şeyi
sıfırdan yapmaya karar verdik ve yaptık. Biliyorum şimdi
soruyorsunki niye hep "verdik, yaptık" diye konuşuyorsun çünkü birde
ortağım var artık :)
Su anda bilgisayarımın sağ alt köşesinde 23.21 yazıyor. Bu da demek
oluyor ki 39 dakika sonra öss tercih işlemleri sonlanacak. Bende
kafama göre bir kaç (bir kaç dediysem 24 tane) tercih yaptım. İlk 12
tercihin boş ve imkansız olduğunu biliyorum. Sanırım tutacak yada
tutmasını umduğum tercihler 12 den sonra başlıyor. Ne mi var bu
tercihlerde aslında üniversite adı olarak değilde şehir adı olarak;
konya, kıbrıs, ankara ve izmir tercihlerim arasında olmasını
beklediğim sırada yer alıyor. Açıkçası en çok istediğimde konya,
nede olsa 4 yıl konyada yaşadım.
Bugün öğrendiğim bilgilerden biride direksiyon sınavını geçtiğim
oldu. Kursa gittik açıkçası bir liste filan bekliyordum. Kurstaki
görevli arkadaşlardan birine sordum nedir bizim sınav sonuçları
diye; siz geçtiniz merak etmeyin diye yanıtladı. Ardından gelen
cümlede pazartesi 235 lirayı cebinize koyun gelin oldu :D Sanırım
pazartesi, salı gibi ehliyet elimde olur. Galiba arabayı babamdan
almak için hafta sonunu beklemeliyim ;)
Emre Yılmaz İsim Araştırmaları (30 Temmuz 2008)
Emre 80-90 yılları arasında bolca kullanılan bir isimmiş ki
bizimkiler de bana kuşağın son yıllarında bu ismi uygun görmüşler.
Benim de bulunduğum nesle mensup kişilerin mutlaka emre adında en az
bir arkadaşı vardır. Araştırmalarıma göre emre ismi unisex bir
isimmiş. En azından emre koyuncuoğlu adında bayan bir tiyatro
yönetmeni tanıyorum. Evet bende aynı tepkiyle karşıladım "böyle bir
şey olabilir mi" diye, evet ben de emre diye bır kız ile tanışsam
anne babasının alkol kullanıp kullanmadığını sorardım herhalde.
Vergi kimlik numarası sahibi kişiler üzerinden yapılan araştırmaya
göre sadece 1990 yılında 421 şanslı arkadaşımıza emre ismi
verilmiştir. Eminim ki sokakta birisi emre diye bağırdığında benimle
birlikte 5 kişi daha dönüp bakacaktır. Tabiki ismin kötü yanları da
zamanla oluşmuştur. Tabiki bunun suçlusu isim sahipleri değil onları
ismiyle çağıran diğer insanlardır. Bazı bayan diye tabir edeceğimiz
bayanlık işini abartmış süper dişilik(kısaca motorluk) yolunda emin
adımlarla ilerlemiş bilir kişiler; emre ismini æmre diye teleffuz
ederek ismi ve isme sahip kişiyi katletmeyi başarmışlardır.
İsmin çok kullanılması yapılacak iğrençlikte sınır tanımayan
esprilere de sebep olmuştur tabiki. Bu esprilerden en seçkini de;
bulunduğunuz ortamda bir emre daha varsa ona senin adın bundan sonra
emre kemal yada mustafa emre olsun diyerek kişiyi hayattan
soğutabilirsiniz.
Emre yılmaz ismini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde ise emre
yılmaz adı ve soyadına sahip bir yazar ile karşılaşıyoruz. Kadınlar
ve erkekler konusunda çok doğru tespitler yapmış ve bunları kitabına
taşımıştır. Onun kitabına yazdıklarını ben bloguma taşımaya cesaret
edemiyorum. Ama gerçekten çok doğru tespitleri var diyebilirim.
Şeytanın fısıldadıkları adlı kitabıyla kendinizi, toplumu herşeyi
yargıladığınızı fakat daha ileriye gitmeye cesaretinizin olmadığını
gösteren değerli bir yazar. Kendisi kişisel gelişim kitaplarının
tamamını çöpe attıracak iki kitap yazmıştır. Emre yılmaz adını
taşıyarak neslimize katkılarda bununmaktadır.
Türk telekom ttrehber sorgulamalarımda trabzon da emre yılmaz adnına kayıtlı 2
tane hat görebiliyorum. Sanırım emre yılmaz kimliği biraz daha genç
kuşaklara ait ki kendi adlarına ev telefonu bağlatamamışlar :)
Emre Yılmaz Blog Bağımlıları (27 Temmuz 2008)
İsmini vermek istemeyen bir arkadaş demin aramış(22:21) bugün
niye yazı eklemedin filan diye öyle görünüyorki şimdiden blog'umuzun
bağımlıları olmaya başladı. Bu siteye ne yazıyorum ki bu kadar
bağımlılık yarattı anlamıyorum. Ama merak edenler beklemeye devam
etsin müsait olduğumda ve aklıma geldiğinde buraya olan biteni
yazacağım bu konuda tereddütünüz olmasın.
Dün siteye bir yazı eklemiştim ancak nedense sonradan silmeyi tercih
ettim. Çocuk aramış niye sildin, ya bu yazı bu sitede maksimum 1
saat bilemedin 2 saat durdu ne kadar takipçisin update notifier'mi
kurdun (çoğu bunu anlamıyacaktır ama kısaca açıklayayım genelde
ehliyet ve öss sonuçlarında kullandığım bir sistem sonuçların
açıklanacağı sitede bir değişiklik olduğunda program anında size
haber veriyor) ne yaptın. Önümüzdeki günlerde çok daha mantıklı
konularla görüşmek üzere :)
Reşit Olmanın Avantajları (25 Temmuz 2008)
Öncelikle şunu belirteyim ki yeni reşit olmadık 31.05.1990
doğumluyum. Reşit olmak nedir? Reşit olmak 18 yaşını tamamlamak
demektir. Aslında pek de avantajı yok ama var olan avantajlarını da
görmemezlikten gelemem. Öncelikle kendi adınıza cep telefonu hattı
açtırabilirsiniz bu size ne mi sağlar; müşteri hizmetlerini
aradığınızda hattın sahibi kim diye ezilmezsiniz :) İstediğiniz
bankadan kendi adınıza hesap açabilir, kredi kartı sahibi
olabilirsiniz. Kredi kartı konusunda bir kez daha düşünmenizde fayda
var babanızın kartı üzerinden çıkaracağınız ek kart çok daha iyi iş
görür. İstediğiniz yarışmaya, çekilişe kolaylıkla katılabilirsiniz.
Ehliyet alabilirsiniz. +18 yayınları rahatlıkla izleyebilirsiniz :)
Herhangi bir dershaneye veliniz olmadan kaydolabilirsiniz artık
kendi veliniz kendinizsinizdir. Hocaları bi sıkıntınız oldumu bana
gelin diye ezebilirsiniz. Her ortama çekinmeden (tabiki kimliğiniz
yanınızda olmak şartıyla) girebilirsiniz.
Bu avantajların yanında gerçekten sorumluluk sahibi olursunuz.
Herşeyin daha da farkına varırsınız. Bu yaştan sonra yapacağınız
hataların telefisi olmayabilir. :|
Pb Hakkında; Save Your Brother's Life (25 Temmuz 2008)
Bu pb dediğim şey prison break oluyor. Kafama göre kısalttım
işte... Pb'ye başladığımda ilk üç bölüm çok sıkıcı gelmişti neden
diye sorarsanız bir sürü sebebi var: saniyelik altyazılar (hızlı
konuşmaların bir sonucu; lost'ta bazen altyazıya bile bakmaya gerek
duymazdım söyledikleri anlaşılırdı), binlerce isim, olayların yavaş
ilermesi iyice sıkmıştıki bir baktım 7. bölümdeyim, film 7'den
itibaren coşmaya başladı diyebilirim. Artık heroes'tan özlediğim bir
sonraki bölümde ne olacak heyecanını yaşamaya başladım. Öyleki
genelde heroes'e başladığımda geceler, sabah ezanına kadar
izlediğimi hatırlıyorum; dünde sabah ezanına kadar olmasada saat 3,5
filandı pb izlemeyi bıraktığımda. Öyle isteyerekte bıraktım diyemem
gece 4-5 bölüm izledim 11. bölüme gelmiştim onuda izleyip
bırakıcaktım hesapta ancak 20 dakikalarda filan gözlerim kapanmaya
başladı :) yani zorunlu olarak bıraktım.
Bu arada bu dizilerinde yabancı dizilerinde inglizceye çok katkısı
var sanırım, öyleki heroes'ta her dakika duyduğum i promise, protect
me hala kulaklarımda; nasıl olmasınki her bölümde en az 5 kere
söyleniyor bu kelimeler. Eskiden (eskiden dediğim lostun ilk
sezonları) altyazıyı kaçırdığımda geri sarar tekrar izlerdim aynı
bölümü, ancak şimdi söylediklerinden de bir anlam çıkartmaya
başladım. O kadarda olsun artık 200'e yakın yabancı dizi bölümü
izledik sonuçta :P
Artık B Sınıfı Sürücü (21 Temmuz 2008)
Trabzon karayollarının yeni sürücüsü emre yılmaz yakında
yollarda; sebat sürücü kursu 2008 mezunuyum :)) hocaların yarısıyla,
öğrencilerin tamamıyla kavgalı olsamda benim için zevkli bi kurstu.
Gerçi zevkli olacağını da biliyordum ortam tam tahmin ettiğim gibiydi
kimse kimseyi tanımıyor, herkes soğuk, kimse konuşmuyor çok dandik
bi ortamdı dedim ben burayı bozarım 1 haftaya ki öylede oldu.
Daha kursun başları sınıf yaklaşık 10m uzunluğunda ve dar tabikide
en arkada pusuya yatmış durumdayım önlerden bi kız hapşırdı ulan
kimseden ses yok bi bağırdım çok yaşa diye sessizlik oldu sınıfta
millet bana bakıyor, kız hep birlikte diyince ortam yumuşadı :)
5 temmuzda sınava girdim ve inanılmaz ama 105dk erken çıktım.
21 temmuz yani bugün sınav sonuçları açıklandı her ne kadar
sonuçların açıklanması 16:00
'a kadar uzasa da sevindirici oldu.
İşte sonucum: Motor: 98 Trafik: 82 İlkyardım: 97. Biliyorsunuz ki
geçmek için her dersten en az 70 puan almak gerekiyor. Bu hafta sonu
resmi olarak polislerden korkmadan :) yollardayım. Rent a Car'lara
ihtiyaç duymadan mutlu bir sürücülük dönemi geçirmek dileğiyle... Bir hafta sonrada
direksiyon sınavı var ki o konuda hiçbir sıkıntım olmaz; her ne
kadar hocanın yayında dizel arabayı stop etme başarısı göstersem de
:) sınavı geçeceğimi düşünüyorum.
1-2 Dakikalık Tasarım (21 Temmuz 2008)
Ziyaret ettiğiniz bu site (emre.tv & emreyilmaz.net) 21 temmuz'da saat 1 gibi ortaya çıktı. Tamamen durup dururken aklıma geldiki şuna da bir tasarım yapalım artık. Aylardır yapım aşamasında diye yayın yapıyor tabi bunun başka sebepleride var :)
Terzi kendi söküğünü dikemez derler işte bu sitede bunun en büyük örneğidir sanırım. Başka siteler gibi özenemiyorum nede olsa basit bir site günlük 3-5 tekil hit için değer mi? :)Bu sitenin yapılış sebeplerinden biride 21 temmuzda açıklanması gereken ehliyet sonuçlarının henüz açıklanmamış olması, saat 10'da heyecanla pc başına geçiyorum işte sonuçlar açıklanacak anahtarı alıp kaçacağım diye :) saat 1 oldu sonuçlar ortada yok biraz uğraş bulalımda zaman geçsin düşüncesi ;)
Yabancı Dizi Hayranlarının Gözdesi: Lost (21 Temmuz 2008)
Herkesin bir yabancı dizi izlemeye başlaması vardır, bu başlayış genelde arkadaşlardan duyma şeklindedir "uff çok bomba dizi", "2 günde 5 sezon bitirdim" gibi yorumlar kışkırtır. Genelde herkesinde yabancı dizi başlangıcı Lost'tur. Gerçektende hikayesiyle mantıklı bir dizi, yani Türk dizilerinden çok farklı binbir gece'deki aşklardan uzak, kurtlar vadisindeki çakma mafyalardan uzak farklı bir dizi... Her bölümün 40 dakika civarında olmasıda cabası. Bende bu aralar yabancı dizi merakımı abartmış durumdayım ki lost 4 sezon bitti heroes ilk sezon bitti 2'nin başlarındayım. Sırada ise şu diziler var sanırım;
- The 4400
- Prison Break
- House M.D.
- Dexter
Dediğim gibi lost'u da izledim heroes'uda yeni başlamak istiyorsanız heroes'ten başlayın çünkü heroes daha iyi düşünülmüş ve yapılmış sanırım, görsel efektler konusunda da gayet başarılı en azından sürükleyici. İlk günden hiro nakamura hayranı olabilirsiniz; şimdi oda ne dediğinizi duyuyor gibiyim :)
Emre Yılmaz Kimdir? Nedir? (21 Temmuz 2008)
Emre Yılmaz sourtimes, ekşisözlük'te adı geçen şeytanın
fısıldadıkları adlı kitabın yazarı değildir :D Emre Yılmaz kendi
halinde tasarım ve proje geliştirme ile uğraşan geliştirdiği
projelerin altın çağlarında satışını gerçekleştiren biridir.
Emre Yılmaz'ın internete atılmasıda trabzon'da bir yarışmadan
kazandığı ücretsiz 1 yıllık alanadı ve host'tur. Çok basit gelebilir
ama benim başlangıcımda bu. Alan adını kazandığımda emreyilmaz.net'i
aldım. Aldığımdada alanya'da tatildeydim. Hemen bi resim koydum
kişisel :) 1-2 hafta sonrada trabzona geldiğimde hemen buna bi
tasarım, bi kodlama yapalım dedik araştırdık ve öğrendik. Böyle
başladık yeni projeler geliştirdik 2008 yazında biraz ara verdik.
Emre Yılmaz Tevfik Serdar Anadolu Lisesi 2008 mezunudur. Lisenin
bana hatırlattığı çokta bir şey yok komedi, espri 4 yıl geçti,
nisan-mayıs-haziran ayları benim için çok önemliydi (sakın kimse öss
filan demesin alakası yok) hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı; çok
değiştim diye bilirim eskiden müzik filan dinlemezdim dinlesemde
sözlere dikkat etmezdim şimdi söz, anlam aramaya başladım ve kendime
uygun ipod playlisti oluşturdum. Her gece 2-3 arası dinler öyle
uyurum diyebilirim. Bahsettiğim son 3 ayda eskiden ne kadarda boş
yaşadığımı anladım diyebilirim, yani eskiden ne düşünürdüm diye kafa
yorardım. Neyse bu konu çok uzadı kapatalım gitsin. ;)
Acemisinden Etkilendiğiniz Kıza Açılma Yolları :) (21 Temmuz 2008)
Öncelikle belirteceğim konular genç diye tabir ettiğimiz 16-25 yaş
arası kişilerde denenmeli ve uygulanmalıdır. Bilindiği gibi kızlar
sürü halinde dolaşan varlıklardır ve onları yalnız yakalamak oldukça
zordur. Tuvalete bile arkadaş çevresiyle giderler diyebilirim.
Öncelikle ilk kuralımız bayan arkadaşı yalnız yakalamak. Sonrası
için arkadaşın durumuna göre çeşitli stratejiler geliştirebiliriz.
Konuşmak için uygun ortam yakalanır; ilk açılma deneyimi zordur ama
ikincisinde daha tecrübelisindir sonra giderek yalama olursun. Eğer
ilk açılmanı yapıyorsan kendin ol, ne düşünüyorsan söyle. Tabiki
bayan arkadaşı ne kadar tanıdığınıza da bağlıdır bu olay; bu durumda
kendinizi bir kız olarak düşünün ve onun yerine koyun. Sakın
tanımadığınız birine
gidip "seni seviyorum", "tanışabilir miyiz" gibi laflar etmeyin.
Klinik deneylerimizde yaptığımız testlerde gördük ki, bu yöntemi
deneyenlerin % 99'u (ben dahil) hayal kırıklığına uğradığı gibi, kız
tarafından "ama benim sevgilim var" denilerek ezildi, bir kısmı
akşamcı oldu, bir kısmı erkeklikten soğudu. Yahu akıl var mantık var
arkadaş, hiç tanımadığı birinden "seni seviyorum" lafını duymak
bünyede ne etkisi yapar?
Bunları yazmak ve okumak aslında ne kadar da basit değil mi? Ama
uygulamada bu kadar basit olmuyor bundan emin olabilirsin. Ama ciddi
bir şeyler hissediyorsan bunları açıklamalısın; sonuç önemli değil
olumsuz bir yanıt alsanda herkes bıraktığını sanacak ama sen çok
farklı düşünüyorsundur. Kolay gelsin ;)